skip to main | skip to sidebar

TÜRKÇE EĞİTİMİ BÖLÜMÜ

Cumhuriyet Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü sitesidir. Sitemize Hoşgeldiniz.(http://egitim.cumhuriyet.edu.tr/moodle) Yönetici :Aydın ÇOŞKUN

23 Şubat 2008 Cumartesi

SİVAS'TAN KAR MANZARALARI




Gönderen İmran zaman: 12:49 Hiç yorum yok:

19 Şubat 2008 Salı

SİVAS'TAN KAR MANZARALARI











Gönderen İmran zaman: 14:58 Hiç yorum yok:
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
Kaydol: Yorumlar (Atom)

TANRI TÜRKÜ KORUSUN

TANRI TÜRKÜ KORUSUN

yeni

1

bir çiçek


Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreye

EYLÜL


Ben belki çocuktum
Ezik ve iyimserdim
Üsteli çıkarsız gülümserdim
Büsbütün pazarlıksız
İkinci yüzlerine uzaktım insanların
Gündelik telaşlara sıvanmamıştım daha
Henüz erkendi ağlamak için

Gördüm anne
Bu şehrin kan tüküren bulvarları
Kuşkular emzirir çocuklarına
Bir yemin kopacak kadar incedir
Toy bakışlar boşalır korumasız evlerden
Çağa kurban oğullar kızlar gider
Çağa vurgun oğullar kızlar gelir

Acılıyım
Dokunsanız ağlarım belki
Bir yerlerde beter huylu adamlar
Kül savurur göğüs tahtam üstüne
Beri yandan ıtır soylu sevgilim
Gül çizer gönül haritam üstüne
Beni ölümlerle eğiten ustam
Ben türküler yazarım aziz ustam üstüne

Aşkların ve acıların büyük olduğu yerde
Ruhumuz daima güldür
Ve zaman muzdarip elif-i eylüldür

Sevin anne!
Benimle övün anne
Ben bir gün kavgasının şahidiyim
Çağa uyumsuz olmalı gözlerim
Bana has bir yalnızlığım olmalı

Yine eylüldür
Bizim semte yeni bir eylül yağar
Elerine tutunurum annemin
Beş vaktime gül yağar.

Blog Arşivi

  • Nisan 13 - Nisan 20 (1)
  • Mart 23 - Mart 30 (1)
  • Şubat 17 - Şubat 24 (2)
  • Şubat 10 - Şubat 17 (7)
  • Şubat 3 - Şubat 10 (3)
  • Ocak 27 - Şubat 3 (1)
  • Ocak 13 - Ocak 20 (1)
  • Ocak 6 - Ocak 13 (1)
  • Aralık 30 - Ocak 6 (12)
  • Aralık 23 - Aralık 30 (1)
  • Aralık 9 - Aralık 16 (1)
  • Aralık 2 - Aralık 9 (11)
  • Kasım 25 - Aralık 2 (5)
  • Kasım 4 - Kasım 11 (1)
  • Ekim 21 - Ekim 28 (1)
  • Ekim 14 - Ekim 21 (3)
  • Ekim 7 - Ekim 14 (6)
  • Eylül 30 - Ekim 7 (10)
  • Eylül 23 - Eylül 30 (32)
  • Eylül 16 - Eylül 23 (6)

Katkıda bulunanlar

  • AydnCskn
  • Dolunay
  • İlteriş
  • İmran
  • barış
  • cemile
  • cicin
  • deryasolak
  • dilos
  • evrem
  • gamze
  • gul deger
  • gulhan
  • ibrahim
  • ibrahimvekoşar
  • ilbilge
  • kiriş
  • mazlum
  • menşure
  • merve
  • mul
  • oblomov47
  • sevim
  • tekcezali
  • yiğido
  • yurt
 
TÜRK TÜRKÜ,TANRI TÜRKÜ KORUSUN

BU UNUTULUR MU ?

BU UNUTULUR MU ?
BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk...) Birinci Dünya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı, 'Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na baglı Osmanlı askerleri tutuluyordu. 12Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, agır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar. Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi... Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler'in işine gelmiyordu. Cünkü, olasi yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti. Çözüm toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı... Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahset, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması icin TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler. Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu gitti. Ama onlar unutmuyorlar... Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması... ŞEHİTLERİMİZE SAYGINIZ VARSA 3 dakikanızı almaz bu yazıyı arkadaşlarınıza göndermek. ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DIYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.
Yusuf YURT